Anasayfa «
Hayat küçük mutlulukların bütünüdür
“Hayat küçük mutlulukların bütünüdür.” Diyordu adını hatırlayamadığım şair. Ne de güzel söylemiş. Kordonda ki bir kafede ayrı masalarda oturan iki grup öğrenciden bir öğrencinin diğer gruptaki bir öğrenciye lakayık bir biçimde “bu şarkı sana gelsin hacı” demesi gibi bu söz tüm ÇOMÜ öğrencilerine gelsin. Çünkü biz küçük şeylerden mutlu olmasını bilemedik ilk geldiğimiz andan itibaren.
ÖSS’nin GAP projesi gibi bir türlü rayına oturmayan barajlarına yakın puanlarla giren kaderdaşlarımızın “dikey geçiş yapıcam abi” ya da “tekrar giriyorum ya Ankara ya İstanbul, KESİN” tripleri ve bu muhabbet üzerine yapılan geyiklerde hiç bitmedi hiç bitmez de… Ama kader ağlarını örer ve dershane hocalarının ve ebeveynlerin sürekli tekrarladığı “bir kere kapağı at gerisi kolay” ayaklarının büyük bir komplodan ibaret olduğunu ilk vizelerden sonra büyük bir facia ile anlarız.
Ne acı ki üst sınıfların uyarını dinlemeyip, ilk senenin en önemli sene olduğu mitini umursamayız bile. Geçici değil de kalıcı olduğumuzu anladığımızda iş işten çoktan geçmiş olur ve bu komploların farkına bile varmadan aileyi yaz okulu fikrine ikna etmeye çalışmaya başlarız. Çoğumuz dersten kaldığını söyleyemez bile; ilk seneden 3-4 ders bırakmanın okuldan alınma sebebi olabileceğini biliyordur çünkü. (Yaz okulu ile ilgili ayrıntılı bilgiye ileriki yazılarımda yer vereceğim.)
Çanakkale’ye ilk adım atan insan
Evet, otobüsten indiğinizde kendinizi aynen böyle hissedersiniz. (Az insan olduğundan değil! Aksine fazlası var) Eğer Çanakkale’ye daha önce gelmediyseniz bu güzel şehrin iyi yönlerini görmeye çalışıyor bulursunuz kendinizi. Ve memleketten arkadaşınızla muhtemel telefon görüşmeleri:
- “Hacı, bir dünya bar var, lannn hayal kahvesi de var, insanlar sokakta elinde bira geziniyorlar. Süper lan!!!”
- Yaaaa bebeğimmmm görsen ne kadar güzelll, tüm büyük markalar varrr, Hem deniz, güneş, hele bir rüzgar var püfür püfür terletmiyor. Belediye otobüsündeyim şimdi en az 10 tane kuaför gördüm bile…
- Olum okul bahane, kızlar şahaneeee, kop kop…
- Reis mutlaka görmelisin bu koku, bu hissiyat, sanki 100 yıl öncesi gözlerimin önünde canlanıyor.
- Hacı iyidir ya, indik şükürler olsun, evet, evet cadde başı camii var.
Neyse, abarttım galiba. Herkes olmasa da böyle diyaloglar geçiyordur elbet. Bu rüya aleminde geçirdiğiniz anlar kampüse vardığınızda sizin için bir cehenneme dönecektir…
Kampüslerle ilgili eleştiri yapmayacağım çünkü Türkiye’nin birçok yerindeki üniversitelerde bu manzaralara rastlayabiliyoruz. Ama beni bulup sorarsanız, size kampuslar içerisindeki X,Y,Z koordinatları çerçevesinde yaklaşmamanız gereken yerlerin listesini verebilirim. Hümanist yapımdan dolayı sadece bir paket sigaraya halledebiliriz.
Evet şimdi kayıtlar esnasında kampus içersine girerken üstünüze almanız gereken 5 şey; Kask, Biber spreyi, Koşu Ayakkabısı, Baseball Sopası, üstünde “kör ve sağır” yazan bir a4 kağıt. Tüm bunlar niçin mi? Tabiî ki özel yurtlar tarafından yapılan tanıtımlar da rant kavgası içinde zarar görmemeniz için. İşi öyle bir abartıyorlar ki okulun girişinden kayıt alanına kadar 26-27 kişiyle tanışmış ve telefonunu almış alıyorsun.
Yazımı burada bitiriyorum. Bir sonraki yazımda Terzioğlu yokuşuna tırmanma ve kazasız belasız inme teknikleri hakkında bilgi vereceğim.
Paylaş
ÖSS’nin GAP projesi gibi bir türlü rayına oturmayan barajlarına yakın puanlarla giren kaderdaşlarımızın “dikey geçiş yapıcam abi” ya da “tekrar giriyorum ya Ankara ya İstanbul, KESİN” tripleri ve bu muhabbet üzerine yapılan geyiklerde hiç bitmedi hiç bitmez de… Ama kader ağlarını örer ve dershane hocalarının ve ebeveynlerin sürekli tekrarladığı “bir kere kapağı at gerisi kolay” ayaklarının büyük bir komplodan ibaret olduğunu ilk vizelerden sonra büyük bir facia ile anlarız.
Ne acı ki üst sınıfların uyarını dinlemeyip, ilk senenin en önemli sene olduğu mitini umursamayız bile. Geçici değil de kalıcı olduğumuzu anladığımızda iş işten çoktan geçmiş olur ve bu komploların farkına bile varmadan aileyi yaz okulu fikrine ikna etmeye çalışmaya başlarız. Çoğumuz dersten kaldığını söyleyemez bile; ilk seneden 3-4 ders bırakmanın okuldan alınma sebebi olabileceğini biliyordur çünkü. (Yaz okulu ile ilgili ayrıntılı bilgiye ileriki yazılarımda yer vereceğim.)
Çanakkale’ye ilk adım atan insan
Evet, otobüsten indiğinizde kendinizi aynen böyle hissedersiniz. (Az insan olduğundan değil! Aksine fazlası var) Eğer Çanakkale’ye daha önce gelmediyseniz bu güzel şehrin iyi yönlerini görmeye çalışıyor bulursunuz kendinizi. Ve memleketten arkadaşınızla muhtemel telefon görüşmeleri:
- “Hacı, bir dünya bar var, lannn hayal kahvesi de var, insanlar sokakta elinde bira geziniyorlar. Süper lan!!!”
- Yaaaa bebeğimmmm görsen ne kadar güzelll, tüm büyük markalar varrr, Hem deniz, güneş, hele bir rüzgar var püfür püfür terletmiyor. Belediye otobüsündeyim şimdi en az 10 tane kuaför gördüm bile…
- Olum okul bahane, kızlar şahaneeee, kop kop…
- Reis mutlaka görmelisin bu koku, bu hissiyat, sanki 100 yıl öncesi gözlerimin önünde canlanıyor.
- Hacı iyidir ya, indik şükürler olsun, evet, evet cadde başı camii var.
Neyse, abarttım galiba. Herkes olmasa da böyle diyaloglar geçiyordur elbet. Bu rüya aleminde geçirdiğiniz anlar kampüse vardığınızda sizin için bir cehenneme dönecektir…
Kampüslerle ilgili eleştiri yapmayacağım çünkü Türkiye’nin birçok yerindeki üniversitelerde bu manzaralara rastlayabiliyoruz. Ama beni bulup sorarsanız, size kampuslar içerisindeki X,Y,Z koordinatları çerçevesinde yaklaşmamanız gereken yerlerin listesini verebilirim. Hümanist yapımdan dolayı sadece bir paket sigaraya halledebiliriz.
Evet şimdi kayıtlar esnasında kampus içersine girerken üstünüze almanız gereken 5 şey; Kask, Biber spreyi, Koşu Ayakkabısı, Baseball Sopası, üstünde “kör ve sağır” yazan bir a4 kağıt. Tüm bunlar niçin mi? Tabiî ki özel yurtlar tarafından yapılan tanıtımlar da rant kavgası içinde zarar görmemeniz için. İşi öyle bir abartıyorlar ki okulun girişinden kayıt alanına kadar 26-27 kişiyle tanışmış ve telefonunu almış alıyorsun.
Yazımı burada bitiriyorum. Bir sonraki yazımda Terzioğlu yokuşuna tırmanma ve kazasız belasız inme teknikleri hakkında bilgi vereceğim.
Yorumlar
Harun GÜVEN
Abi yaaa helal olsun bir anda okula ilk geldiğim güne döndüm.... Teşekkür ediyorum Göktürk... Kalemin çok güzel mi demek lazım yoksa klavyen mi?? :))
Göktürk KARAGÖL
Teşekkür ederim. Klavye Diyelim? :)) Kağıt kalemde yazımın kötü olması cümlelerimi de etkiliyor. :))
özge çubuk
çok güzel yazmışsın Göktürk nostalci yaptım sayende hadi artık geleceğe bakalım:P
esra nur gelbal
gercekten yüzüme bi tebessum=) aklıma ılk günleri bıraktın,klavyene saglık=))
tabe yüreğinede...=))
Enes Akyüz
Göktürk cok güzel yazmışsın ellerine sağlık :)
Murat Yılmaz
Dostum kantinin burda faal olması beni çook sevindirdi.Yazın gerçekten acayip gerçekçi olmuş:)Tuttum.Eski günlere döndüm ben de bi an:)Eline ,kalemine,klavyene,yüreğine sağlık...:)
Göktürk KARAGÖL
Teşekkür ederim arkadaşlar...
hatice tekin
süpersiiin yine yaa:)
hatice tekin
''Klavyene saglık'' deyimini kazandırmandan dolayı da tesekkurler:)
Bahadır
Kardeşim yazın ile nasıl karşılaştıysam artık, orasını tam kavrayamadım daha ama Çanakkale'de hiç bulunmama rağmen olaya kendi çevremden bakınca ve buna biraz da o eski halimden hatırladıklarımı katınca diyebilirim ki ''harikasın''
Mustafa Alptuğ Akkoca
Turizm Konaklama
Turizm Konaklama
Adem Şengel
Fizik
Fizik
Hatice Tekin
Türkçe Öğrt.
Türkçe Öğrt.
Göktürk Karagöl
Fizik
Fizik
Adem Şengel
Fizik
Fizik
Göktürk Karagöl
Fizik
Fizik